HOŞGELDİNİZ 04 Aralık 2016

Define – Hukuki Konular

I- DEFİNE İLE İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKÎ REJİM
Define ile ilgili kanunî tanım olan “Bulunmalarından çok önce gömülmüş veya saklanmış olduğu ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan şeyler define sayılır”(TMK 772/I) hükmü bize definenin bir “tarih, kültür ve tabiat varlığı” olabileceği ve dolayısıyla , tarih, kültür ve tabiat varlığı ile ilgili mevzuatla birlikte incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
Yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 63. Maddesi “Devlet tarih kültür ve tabiat varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlar, bu amaçla destekleyici ve teşvik edici tedbirleri alır”. Anayasanın bu hükmü ile devlete kültür ve tabiat varlıklarının korunması konusunda bir ödev yüklenmiştir. Benzer hüküm 1961 tarihli Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında da bulunmakta idi.
Anayasanın 63 ncü maddesinin ikinci fıkrasında eski eser niteliğindeki varlıklardan özel mülkiyette bulunanlara hakkında sınırlama getirileceğinden bahsetmektedir. O halde Anayasaya göre kültür ve tabiat varlığı sayılan eserler ile ilgili mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere sınırlamalar getirilebileceği ilkesi benimsenmiştir.

Bu gün yürürlükte bulunan ve define hukukunu düzenleyen mevzuat
başta yine yürürlükteki Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 63. Maddesi, 4721
sayılı Türk Medeni Kanunu 772 ve 773 ncü maddeleri ile 23/7/1983 tarihinde
yürürlüğe giren 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu
hükümleridir. 2863 sayılı KTVKK hükümlerinin uygulanmasını göstermek
üzere çıkartılan ve günün şartlarına göre yenilenen yönetmelikler de
bulunmaktadır.

Yürürlükteki mevzuatın getirdiği hukukî rejim ise KTVKK. nun
5 maddesinin “Devlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar
ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde
bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan
korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı
niteliğindedir.” Her ne kadar korunması gerekli tabiat ve kültür varlıkları
devlet malı niteliğindedir denilmekte ise de bu kategorideki definenin devlet
malı olduğu anlamına gelmez. Devlet malı olması için definenin ya devlete
veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınır veya taşınmazda bulunması
gerekir ya da müzelere satın alma işlemi yapılması gerekir.

II. DEFİNE KAVRAMI

Definenin bir tanımını TMK 772/ maddesinde yapılmıştır. Bu tanıma
göre “bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış olduğu
ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı kesin olarak anlaşılan değerli
şeyler, define sayılır.” Maddenin ikinci fıkrasında ise esasen sahipsiz eşya
konumundaki gömülmüş veya saklanmış şeyin mülkiyetinin kime ait
olduğu sorunu çözülmüştür. Buna göre “define içinde bulunduğu taşınmaz
veya taşınır malın malikinin olur” hükmü getirilmiştir (TMK.772/II ). Aynı
fıkrada “Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler” in saklı tutulduğu
belirtilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 772/I maddesi ile getirilen define
mülkiyeti ile ilgili kuralın TMK. 772/II fıkrası ile “bilimsel değer taşıyan
eşya “ ile ilgili kamu hukuku kuralının olabileceğini ve mülkiyet sorununun
buna göre belirleneceğine işaret edilmiştir. Bilimsel değer taşıyan eşyanın
neler olduğu, eşyaya bilimsel olma özelliğinin kim tarafından ve nasıl
belirleneceğine ilişkin atıf yapılan hüküm 21/7/1983 tarih ve 2863 sayılı
“Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu” dur.

Türk Medeni Kanunu 772/I fıkrasında yapılan define tanımına göre definenin unsurları şunlardır.
A) Gömülmüş veya Saklanmış Olmak
Gömülmek daha çok toprak altında saklanmak anlamı taşır. Acaba
gömülmekten anlaşılan bir insan fiili olarak bir şeyin üzeri toprak ile örtülerek
saklanması ile sınırlımıdır. İnsan fiilinin dışında sel, toprak kayması, yer
çöküntüsü gibi tabii sebeplerle toprak altında kalmanın da gömülme olarak
anlaşılması gerekir. Diğer taraftan kar, buz ve su altında kalma da gömülme
olarak nitelendirilmesi gerekir. Gömülmeden üzerinin, insan eliyle veya
kendiliğinden örtülerek görülmesine engel olma anlaşılmalıdır. Bu sebeple
bakıldığında üzerindeki toprak, çürümüş ağaç, ot dal ve yaprak örtüsü, kar,
buz, hatta su altında olan ve kazı, dalış, temizleme çalışması yapılmadan açığa
çıkarılamayan şeyler, gömülmüş şey olarak kabul edilir. Ancak açığa çıkarma
insan fiili ile olabileceği gibi kendiliğinden tabii olarak da olabilir. Nasıl ki
toprak kayması gömülme sonucunu doğurabiliyorsa, yine toprak kayması ile
toprak altında saklı kalan şeyin açığa çıkması da mümkündür.
Saklanmış şeyden kastedilen ise menkul bir şey içerisinde gizlenme
anlaşılır. Meselâ bir sandık içerisinde fakat gizli bir bölme içerisine
yerleştirilmiş şey saklanmış şey olur. Buna karşılık kilitli sandık içerisine
konmuş olan ve sandık kapağı açılmakla görülen şey saklanmış olmaz.
Saklanma ile ilgili olarak hem saklanan şey hem de bünyesinde saklamanın
yapıldığı şey menkul şey olduğunu tespit etmek yerinde olur. Meselâ sandık
menkul bir şey ve sandığın gizli bölmesinde saklanılan şey de menkuldür.
Gömülme ve saklanmanın eşya hukuku kapsamında define unsuru
sayılabilmesi için bulunmasından çok zaman önce gömülmüş veya saklanmış
olması gerekir(TMK. 772/I). Kanunda vurgulanan “bulunmasından çok
zaman önce gömülmüş ve saklanmış” olmadan özellikle “çok zaman önce”
nitelemesinden ne anlaşılmalıdır. Acaba kaç yıl önce gömülmüş ve saklanmış
olma gerekir. Bu konuda Mecellenin 166. Maddesinde yer alan “Kadim oldur
ki evvelini bilür olmaya” hükmünden istifade edilebilir5
. Bulunan eşyanın
niteliği, saklanma şekli ve bulunuş biçimi de onun eski zamandan kalma olup
olmadığı hakkında bir fikir verebilir.

B) Taşınır Şey Olmak
Türk Medeni Kanunu’nun 772 maddesindeki düzenlemede yer alan
“define” kavramı ister gömülü ister saklı şey olsun gömülü olduğu topraktan,
saklı olduğu taşınır şeyden ayrılabilen bir şeydir. Şüphesiz buradaki
ayrılma fizikî bir ayrılmadan ibaret olmamalıdır. Meselâ eski zamanlardan
toprak altında kalan bir yapıya ait sütun veya sütun başlığı toprak altından
çıkarılmakla define sayılmayabilir. Zira yer altında bulunan obje bir taşınmaz
kültür varlığı veya tabiat varlığı   olabilir. Üstelik bunların koruması ve
korunması gereken varlıklar olması durumu da önemli olan bir husustur. Zira
taşınmaz kültür varlıklarının aynı zamanda korunma alanları olarak muhafaza
edilmesi gerekmektedir10. Bu durumda taşınmaz içerisinde yer alan bir kültür
varlığının taşınmazın dışına çıkarılması da mümkün değildir. Örneğe konu
olan eski bir yapıya ait sütun veya sütun başlığı artık yıkılmış da olsa eski
yapının bir parçası sayılacağından taşınır şey niteliğini kazanmaz.
Taşınır şeyin mutlaka insan eliyle işlenmiş bir obje olması şart değildir.
Bu tabii olarak oluşmuş ve arza bağlı olmayan ondan kolayca ayrılabilen
insan ve hayvan iskeleti, fosil, ocağından çıkarılmış maden cevheri, midye ve
istiridye kabuğu, inci ve hayvan boynuzu olabilir. Bunların oluşumu itibariyle
insan işlemesi olmadığı halde insanlar tarafından kullanılmış bir şey olması
yeterlidir.
Yer altında ve hatta yer üstünde, su altında bulunan madenler define
kavramına girmez. Madenler devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.
Dolayısıyla TMK 718 maddesinde gösterilen arazi üzerindeki mülkiyet
“üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar” hükmünün istisnaları
olabileceği aynı maddenin II fıkrasında gösterilmiştir. Bu fıkra ile atıfta
bulunulan hüküm 4/6/1985 tarih ve 3213 sayılı Maden Kanunu’dur. Maden
Kanunu’nun 4. Maddesine göre “Madenler Devletin hüküm ve tasarrufu
altında olup, içinde bulundukları arzın mülkiyetine tabi değildir.” Devletin
hüküm ve tasarrufunda olan madenlerle ilgili olarak Türk Vatandaşı gerçek
ve tüzel kişiler lehine arama, işletme ve işletme ruhsatından doğan bir haklar
demetinden oluşan, bölünme kabul etmeyen maden hakkı tesis edilebilir11.
Maden hakkı kapsamında çıkarılan madenler taşınır mal hükmünde olup ve
taşınır mülkiyetine konu olur12.
Define araması esnasında bulunan ve Maden Kanunu kapsamında
maden olarak kabul edilen cevher gibi şeyler define olarak nitelendirilemez.
Buna karşılık kadim zamanda ocağından çıkarılarak başka bir yere taşınmış
ve insan eliyle veya tabii olarak gömülmüş maden cevheri maden kanunu
kapsamında maden sayılmayıp TMK 772. maddesine göre define hükümlerine
tabi olur.

C) Değerli Şey Olmak

Değerli şeyden kasıt para ile ölçülebilen, piyasada alınıp satılabilen
ekonomik bir değere sahip olan şey demek değildir. Gerçi ekonomik değeri
olmayan bir çok fizikî şeyler ekonomik yarar yokluğu sebebiyle kişiler
tarafından hak konusu yapılmaz. Ancak her ne kadar ekonomik değeri yoksa da
manevi değeri dolayısıyla bazı fizikî şeyler üzerinde korunmaya değer menfaat
bulunabilir. Söz konusu korunmaya değer manevî menfaat dolayısıyla o fizikî
şey hukukî şey olur13. Meselâ maddî olarak hiçbir fonksiyonu olmasa da kadim
devirlerde tılsım olarak kullanılan bazı taş, çöp gibi objeler de meraklısının
elinde değerli bir şey olarak kabul edilebilir. Tedavülden kalkmış kağıt paranın
para olarak bir değeri olmadığı halde koleksiyon değeri bulunabilir.Ancak
koleksiyon değeri olmayan eski kağıt paralar define sayılmaz14. Elbette aynı
benzer objeler genel halk nezdinde ekonomik değer taşımazken “tarih öncesi
ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunan veya
tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel ve
kültürel açıdan özgün değer” (KTVKK 3/a-1) taşıması dolayısıyla bilimsel
değer taşıyan bir şey olabilir.

D) Sahipsiz Şey Olmak
Defineye konu şey bir menkuldür. Her ne kadar bir taşınmaz içinde
ve gömülü olarak bulunsa da taşınmazın bütünleyici parçası (mütemmim
cüz) değildir. Dolayısıyla sahipsiz şey niteliğindedir. Menkul şey olması
dolayısıyla arzın da mütemmimi veya teferruatı da olmadığından arz ile ilgisi
ve ilişkisi sadece fizikî bir karışım olması münasebeti ile arzın mülkiyetinden
ayrı bir mülkiyet hakkına konu olur. İşte mülkiyet hakkına konu olabilen şeyin
üzerinde bilinen bir mülkiyet ve sahipliğin olmaması gerekir.

III. DEFİNE ARAMA VE DEFİNE BULMA
Definenin gömülü olduğu yerden veya saklı olduğu şeyden bulunarak
çıkartılması define arama amacına matuf bir faaliyet olabileceği gibi başka
bir amaca matuf faaliyet sonucunda da mümkündür. Meselâ inşaat için temel
kazısı, zirai faaliyet olarak tarlanın işlenmesi gibi faaliyetler sonucu da define
bulunup çıkartılabilir. Hatta toprak kayması gibi tabiat olayları sonucunda da
define ortaya çıkabilir.
Öncelikle belirtilmesi gereken husus define arama faaliyeti izne tabi
oluşudur. Kültür ve tabiat Varlıkları Koruma Kanunu’nda iki çeşit arama
faaliyeti düzenlenmiştir.

A. Korunma Alanı İçerisinde Yapılacak Araştırma Sondaj ve Kazı
Suretiyle Arama
Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanununda korunması gerekli
taşınmaz kültür varlıklarının neler olduğu teferruatlı bir şekilde ve örnekleri de
adeta sayılarak gösterilmiştir. Ancak Kanunda zikredilen varlıklar cins olarak
gösterilmiştir. Kanunda zikredilen cinsin tamamının her halukârda korunması
gereken taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları olduğu söylenemez. Zira KTVKK.
nun 7. maddesi korunması gereken kültür ve tabiat varlıklarının ayın olarak,
parça olarak tespitini ve bunların tescilini düzenlemiştir.
“Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili
yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur”(KTVKK.7/
III)15. KTVKK nun 6 maddesinde gösterilen taşınmaz kültür ve tabiat
varlıklarından16 korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve
doğal sit alanlarının tespiti ile koruma bölge kurulu kararı ile tescili yapılır17.
Tescili yapılmış olan sit alanları ve koruma alanlarında yapılacak her
türlü araştırma kazı ve sondaj yapma hakkı Kültür ve Turizm Bakanlığına
aittir. Ancak Bakanlığın izni ile başka kişi, kurum ve kuruluşlar da araştırma,
kazı ve sondaj yapabilir. Araştırma, kazı ve sondaj işleri bizzat Banlık
elamanlarınca yapılabileceği gibi Bakanlık elamanları ile birlikte Bakanlıkça
görevlendirilen Türk Bilim adamları tarafından da yapılabilir. Araştırma, kazı
ve sondaj işlerini Bakanlık elemanlarının veya Bakanlıkça görevlendirilen
Türk bilim adamlarının yapacakları çalışmalara Bakanlık izin verir.
Türk ve yabancı heyet ve kurumlara araştırma izni verilebilmesi için
önce Bilimsel ve malî yeterliliğinin Bakanlıkça takdir ve kabul edilmesi
gerekir. Yeterli görülen Türk ve yabancı heyet ve kurumlara Kültür ve Turizm
Bakanlığı araştırma izni verir. Bunların yapacağı kazı ve sondaj izni ise
Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu tarafından verilir18.
Taşınmaz kültür varlığı sahibi özel hukuk kişileri de sahip oldukları
taşınmaz üzerinde kültür varlığı aramak maksadıyla izinsiz olarak araştırma
kazı ve sondaj yapamaz19. Malik olmanın bir avantajı yoktur.

B ) Korunma Alanı Dışında Yapılacak Arama
Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanunu defineyi korunması gerekli taşınmaz
kültür ve tabiat varlıklarının dışında tutmuştur. Bu kanuna göre koruma
alanında bulunan bütün kültür ve tabiat varlıkları koruma alanındaki taşınmaz
bütünlüğü içinde görülmektedir. Buna karşılık taşınırlarda korunması gereken
tabiat ve kültür varlığı kategorisine alınabilmektedir. Nitekim Kanunun 23.
maddesi bu hususu düzenlemektedir20. Taşınır kültür varlığı menkul şeyler de
koruma altına alınabilir. Bunun için kanunun 23 maddesinde “Jeolojik, tarih
öncesi ve tarihi devirlere ait, jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve
sanat tarihi açılarından belge değeri taşıyan ve ait oldukları dönemin sosyal,
kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile seviyesini yansıtan her türlü kültür ve
tabiat varlıkları” olarak tanımlanan ve ikinci fıkrada geniş bir örnek listesi
gösterilen şeyler arasında 20/04/2009 tarih, 27206 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren “Korunması Gerekli Taşınır Kültür Ve Tabiat
Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik”
hükümlerine göre tasnif ve değerlendirme yapılarak tescil edilenler taşınır
kültür varlıkları olarak kabul edilir.
O halde taşınır kültür varlığı olarak tespit ve tescil edilebilecek her
türlü kültür ve tabiat varlıkları ile etnografik nitelikli kültür varlıklarını arama
faaliyeti define arama olarak nitelendirilmektedir. Define arama faaliyetini,
kanunun 6 ncı maddesinde korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlığı
olarak belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar
dışında, yapılacak çalışmalar olarak diğerinden ayırmak gerekmektedir.
KTVKK 6 ncı maddesinde belirtilen yerler dışında yapılacak define aramaları
Kültür ve Turizm Bakanlığınca define arama ruhsatnamesi verilebilir(KTVKK.
50). Şüphesiz define arama da Kültür ve Turizm Bakanlığınca izne tâbi
tutulmuştur. Define arama ruhsatı, 27 Ocak 1984 tarih ve 18294 sayılı Resmi
Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Define Arama Yönetmeliği’nin 10
ncu maddesine göre arama yapılacak yerdeki müze müdürlüğünce verilir.
Define Arama Yönetmeliğine göre düzenlenmiş bir ruhsat olmaksızın yapılan
define aramaları yasaktır.

C) Define Bulma
Taşınmaz Kültür ve tabiat varlıkları ile sit alanlarında yapılacak
araştırma kazı ve sondaj faaliyetleri Kültür ve Turizm Bakanlığının iznine tabi
olduğunu, hatta yabancıların iştiraki halinde bunun Bakanlar kurulunun iznine
tabi olduğunu, bu alanların dışında yapılacak arama faaliyetlerinin de ilgili
Müze Müdürlüğünün iznine tabi olduğu nu tespit ettik. Burada dikkat edilirse
izne tabi faaliyetin amacı önem taşımaktadır. Taşınır ve taşınmaz kültür ve
tabiat varlıklarını arama ve bulma amacıyla yapılacak her türlü faaliyet izne
tabi tutulmuştur. Acaba böyle bir amaç olmaksızın yapılan çalışmalar ve
hatta herhangi bir çalışma olmaksızın bulunana “define”ler hakkında nasıl bir
hüküm verilecektir. Şüphesiz bir define arama amaçlı çalışma olmadığından
yasak kanunun yasakladığı bir fiil de yoktur. Dolayısıyla kendiliğinden
açığa çıkmış bir definenin bulunması keyfiyetinin kanuna aykırılığından da
bahsedilemez. Ancak Kanun bu durumu da düzenlemiş define bulana bir
yükümlülük yüklemiştir. Kanunun 4. Maddesinde “Taşınır ve taşınmaz kültür
ve tabiat varlıklarını bulanlar, malik oldukları veya kullandıkları arazinin
içinde kültür ve tabiat varlığı bulunduğunu bilenler veya yeni haberdar olan
malik ve zilyetler, bunu en geç üç gün içinde, en yakın müze müdürlüğüne
veya köyde muhtara veya diğer yerlerde mülki idare amirlerine bildirmeye
mecburdurlar.

IV. DEFİNE ÜZERİNDEKİ HAK SAHİPLİĞİ SORUNU
Define ile ilgili çözülmesi gereken temel konu mülkiyet hakkı
konusudur. Define üzerindeki mülkiyet hakkı ile ilgili TMK 772/II “Bilimsel
değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı kalmak üzere define, içinde
bulunduğu taşınmaz veya taşınır malın malikine ait olur” hükmü mülkiyet
hakkının kime ait olduğunun belirlenmesinde asıl kuraldır. Buna karşılık
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 5 nci maddesi “Devlete,
kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi
gerçek ve tüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen
veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz
kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.” hükmünü taşımaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 772/II hükmü ile getirilen temel kural definenin
mülkiyetinin bulunduğu taşınmaz veya taşınıra tâbi olarak belirleneceğini
göstermektedir. Kuralın istisnası ise fıkranın başlangıç kısmında “…bilimsel
değer taşıyan eşyaya ilişkin…” farklı bir hükmün olabileceğine işaret
edilmiştir ki bu KTVKK nu ile getirilen hükümleri kastetmektedir. Kültür
ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 5 nci maddesinde ise ana kural
“…varlığı bilinen veya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli
taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları Devlet malı niteliğindedir.”
Bulunan definenin mutlak özel mülkiyete konu olabilmesi için
“Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve
Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik” hükümlerine göre korunması
gerekli görülmeyerek tescil dışı bırakılan kültür ve tabiat varlıkları kararının
alınması gerekir(Yönetmelik m.9). Korunması ve tescili gerekli taşınır kültür
ve tabiat varlıkları ise özel mülkiyete tabi iken, mülkiyet hakkı önemli ölçüde
sınırlandırılmıştır.

A) DEFİNENİN ÖZEL MÜLKİYETE KONU OLMASI

1. Definenin Çıkarıldığı Taşınmaz Sahibine Ait Olması
Korunması gerekli görülmeyerek tescil dışı bırakılan kültür ve tabiat
varlıkları kararının alınması ile birlikte definenin maliki definenin bulunduğu
taşınmazın maliki olur. Bu çeşit define üzerinde herhangi bir kayıt yoktur.
Serbest mal olma özelliğini göstermek üzere “Tescil Dışı Taşınır Kültür ve
Tabiat Varlığı Belgesi” tanzim edilerek sahibine iade edilir. Buna karşılık
yanıltıcı nitelikleri sebebiyle piyasada dolaşımı uygun görülmeyen tescil
dışı bırakılan kültür varlıkları müzede alıkonulur. Definenin Tescil Dışı
Taşınır Kültür ve Tabiat Varlığı olmasına karşı müzede alıkonmasının sebebi
defineciliğin spekülasyona alet edilmesinin önüne geçilmesi olsa gerek. Ancak
bedelinin ödenip ödenmeyeceği hususunda bir açıklama yoktur. Halbuki
müzeler korunması gerekli taşınır tabiat ve kültür varlıklarını tescil ettikten
sonra takdir ettiklerini satın alabilmekte, dolayısıyla bir bedel ödemektedir.
Tescile tabi tutulmayan fakat yanıltıcı niteliği dolayısıyla bila bedel müzede
alıkonan define için bir bedel takdir edilip ödenmemesini anlamak zordur.

2. Definenin Saklandığı Taşınır Sahibine Ait Olması
Define kavramından ilk olarak toprağa gömülme anlaşılıyorsa da taşınır
şeyler içine de bazı şeylerin saklanması mümkündür. Böyle durumlarda da
bulunan şey hangi taşınır bünyesinde bulunmuşsa onun malikine ait olur.

3. Mülkiyet Hakkına Getirilen Sınırlamalar
Türk Medeni Kanunu 772 nci maddesi ile getirilen ana kural, define
mülkiyetinin definenin bulunduğu arazi veya taşınır şey mülkiyetine bağlı
olarak onların malikine ait olmasıdır. Definenin bulunduğu arazi devlete
veya kamu kurum ve kuruluşlarına ait olması durumunda define de arazinin
sahibi olan devlet ya da kamu kurum ve kuruluşlarına ait olur. Aynı ilke gereği
definenin gömülü olduğu arazinin özel hukuk kişisine (gerçek kişi veya özel
hukuk tüzel kişisi) ait olur. Definenin bir taşınırda saklı olması halinde de aynı
kural geçerli olup, taşınır kime ait ise definenin mülkiyeti de ona ait olur.
Ancak bu şekilde belirlenen mülkiyet hakkı üzerinde Kültür ve Tabiat
Varlıkları Koruma Kanunu sınırlamalar getirmiştir. Devlet malı niteliğini
taşıyan korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarının Devlet elinde ve
müzelerde bulundurulması ve bunların korunup değerlendirilmeleri Devlete
aittir. Bu gibi varlıklardan gerçek ve tüzelkişilerin ellerinde bulunanlar, değeri
ödenerek Bakanlık tarafından satın alınabilir(KTVKK 24/I). Kanunda geçen
satın alınabilir deyimini her iki tarafın rızası ile yapılan satış sözleşmesi olarak
algılamak yanlış olur. Bu Devletin tek taraflı olarak ve bedelini de kendisinin
takdir ettiği bir irade ile satın almadır ki kanunla düzenlenen bir çeşit iştira
hakkıdır.
Korunması gereken kültür ve tabiat varlığı olarak tescil edilen fakat
müzelerce de satın alınmayan define malikinin mülkiyet hakkına ilişkin
sınırlamalar KTVKK. nunca getirilmiştir. Her ne kadar müzenin dışında
gerçek ve tüzel kişiler ve hatta kamu tüzel kişileri dahi bu şeylere malik
ise de çok sıkı bir denetime tabidiler. Elinde taşınır kültür varlığı bulunan
herkes kamu kurumu ve kuruluşları dahil, bunları satmak istediklerinde önce
Devlet müzelerine haber vermek zorundadır. Bakanlık bunları bir komisyon
marifetiyle takdir edeceği bedel üzerinden satın alabilir(KTVKK.30).
Korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları yurt dışına
çıkarılamaz. Ancak, gereken tedbirler ve teminat alınmak suretiyle Kültür
bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla bu tür varlıklar yurt dışına
çıkarılabilir(KTVKK.31). Görüldüğü gibi yurtdışına çıkarma yasağı da bir
çeşit kısıtlamadır.
Alım ve satımı serbest bırakılan define eserlerinin satımında her ne
kadar serbestlik varsa da Devletin rüçhan hakkı bulunmaktadır(KTVKK.24/
VI). Ancak ne kanunda ne de ilgili yönetmeliklerde bu rüchan hakkının ne
zaman ve nasıl kullanılacağı düzenlenmemiştir.
Tescile Tabi Taşınır Kültür ve Tabiat Varlığı Belgesi ile kendisine
bırakılan defineleri elinde bulunduranlar ilgili müze müdürlüğüne en az üç
yılda bir varlığın kendisinde bulunduğuna dair bildirimde bulunur, gerektiğinde
müze bu süre dolmadan da denetim yapabilir veya bildirimde bulunulmasını
isteyebilir. Belgede belirtilen kültür ve tabiat varlığını kaybedenlere ve
zarar verenlere değeri ödetilir (Korunması Gerekli Taşınır Kültür Ve Tabiat
Varlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelik
m.10, b.3).
Tasnif ve tescil dışı bırakılan ve müzelere alınması gerekli görülmeyen
define, sahiplerine bir belge ile iade olunurlar. Bunlar üzerinde, sahipleri her
türlü tasarrufta bulunabilirler. Ancak bu tasarruf sınırsız değildir. Zira tasnif
ve tescil dışı bırakılan ve Devlet müzelerine alınması gerekli görülmeyen
taşınır kültür varlıklarının ticareti, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığının izni
ile yapılır (KTVKK.27) . Koruma ve tescil dışı tutulan defineler bir yıl içinde
sahipleri tarafından alınmazlarsa artık mülkiyet haklarını da kaybederler.
Devlet bunları müzelerde alıkoyabileceği gibi satabilir de (KTVKK 25/IV).

4. Mülkiyet Hakkının Kazanılamaması ve Kaybı
Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu kapsamına giren defineler
üzerinde yukarıda anlatıldığı gibi özel mülkiyet hakkının kurulabilmesi
için Kanunun yasakladığı işlem ve fiillerin yapılmamamsı gerekir. Meselâ
izinsiz kazı, izinsiz ticaret, yurt dışına çıkarma gibi fiiller başlıca yasaklar
olup bu fiilleri işleyenler hakkında hapis ve adlî para cezası düzenlenmiştir
(KTVKK. 65-74). Kanunun yasakladığı bir cezai fiili işleyenler, fiilleri
sebebiyle cezalandırılırken yine fiillerinin sonucu olarak buldukları veya
elleri altında bulundurdukları definenin mülkiyetini kazanamazlar. Kanunun
75 nci maddesi ile “Bu Kanun kapsamında kalan suçlar nedeniyle elkonulan
taşınır kültür ve tabiat varlıkları müzeye teslim edilir.” Hükmü bu kanaatimizi
desteklemektedir. Ayrıca geçici 8 madde hükmü ile de benzer bir sonucu
çıkarmak mümkündür21.

B) DEFİNENİN KAMU MÜLKİYETİNE KONU OLMASI
Define mülkiyetinin devlet veya özel mülkiyete tabi olup olmadığını
ayıracak temel kural TMK.772 nci maddesinde yer alan kuraldır. Buna göre
eğer define devlete ait bir taşınmaz veya taşınırda bulunmuşsa hiç şüphesiz
defineyi kim bulursa bulsun maliki devlettir.
Diğer taraftan özel mülkte bulunan definenin korunması gerekli kültür
ve tabiat varlığı olarak tasnif ve tescilinden sonra müzeler tarafından satın
alınabilir. Bu durumda defineyi devlet malı yapan satın alma işlemidir.
Definenin bilimsel ve kültürel değer taşıması özellikle korunmaya
değer tabiat ve kültür varlığı niteliği için gereklidir. Zira özel mülkiyete tâbi
olan definelerin müzeler tarafından tek taraflı satın alma kararı ile devlet malı
haline getirilmesi böyle bir sıfatın varlığını gerektirir. Define olarak bulunan
şeyin jeoloji, antropoloji, prehistorya, arkeoloji ve sanat tarihi bilimleri
açısından açılarından belge değeri taşıması gerekir.
Definenin Jeolojik, tarih öncesi ve tarihî devirlere ait şeyler olması
gerekir. Bu, definenin eski eser olması özelliğidir Yalnız “Osmanlı
Padişahlarından Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet
Reşat ve Vahidettin ve aynı çağdaki sikkeler” eski de olsalar herhangi bir
sınırlamaya tabi olmaksızın üzerinde özel mülkiyet hakkı kurulabilir. Diğer
taraftan “Millî tarihimizdeki önemleri sebebiyle, Millî Mücadele ve Türkiye
Cumhuriyetinin kuruluşuna ait tarihî değer taşıyan belge ve eşyalar, Mustafa
Kemal ATATÜRK’e ait zati eşya, evrak, kitap, yazı ve benzeri taşınırlar” da
tarihî geçmişleri bakımından eski olmamalarına rağmen korunması gerekli
kültür varlıklarıdır.
Ayrıca KTVKK na aykırı ve suç olarak da kabul edilen davranış ve filer
sonucunda bulunan ve elde bulundurulan defineler üzerinde özel mülkiyet
kazanılamayacağından yine devlet malı olurlar. Defineyi bulan da en geç üç
gün içerisinde KTVKK nu 4 maddesine gösterilen yetkili mercilere bildirimde
bulunmayanlar da şüphesiz mülkiyet hakkı kazanamazlar; bu durumda
definenin maliki devlet olur.

C) DEFİNEYİ BULANIN HUKUKEN KORUNMASI

Define bulan ile definenin bulunduğu taşınır ya da taşınmaz maliki
aynı şahıs ise definenin mülkiyeti definenin saklı veya gömülü olduğu malın
malikine ait olacağından, bulan ayrıca bir hak kazanmaz. Buna karşılık define
bulan kendisine ait olmayan bir taşınır veya taşınmaz mal içinde define
bulursa definenin mülkiyetini kazanamaz. Bu gibi durumda define bulan
define malikinden veya devletten uygun bir ödül talep edebilir.
Türk Medeni Kanununun 772 nci maddesi üçüncü fıkrasında defineyi
bulanın malik olmaması durumunda değerinin yarısına kadar uygun bir ödülü
isteyebileceği düzenlenmiştir. Buna göre bulan sadece definenin değerine göre
ve değerinin en fazla yarısı olan uygun bir ödül alacağı hakkı kazanmaktadır.
Ödül miktarı definenin değerinin yarısını geçmeyecek ve uygun olacaktır. Türk
Medenî Kanunda ve Kültür ve Tabiat Varlıkları Kanununda ödülün miktarının
ve uygunluğun ölçüsü belirtilmemiştir. Buna karşılık 2863 sayılı KTVKK
nunun 64. Maddesinde çeşitli ihtimaller de göz önüne alınarak ödül miktarı ile
ilgili düzenleme yapılmıştır. KTVKK 64 maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde yer üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür

varlıklarını 4 üncü maddede yazılı makam ve mercilere, aynı maddede yazılı
süreler içerisinde haber verenlere” ödül verilmesi düzenlenmektedir. Kanunda
“yer üstünde, yer altında ve su altında bulunan taşınır kültür varlıklarını”
haber verenlerden bahsetmektedir. Burada geçen “yer üstünde, yer altında
ve su altında” ifadelerinin Türk Medenî Kanunu madde 772 de geçen
“gömülmüş veya saklanmış şey” kavramıyla aynı olduğunu belirtmek gerekir.
Yukarıda, gömülme deyiminin toprak altını çağrıştırmasına karşılık su altını
da kapsayacağına dair izahta yapılmıştı. Yine TMK 772 de geçen saklanma
deyiminin de definenin menkul bir şey içinde gizlenmiş olmasına tekabül
ettiği açıklanmıştı. Bu çağrışım KTVKK da geçen “yerüstü” ifadesinde
bulunmaktadır. Türk Medenî Kanununda geçen “defineyi bulan kimse” nin
karşılığı ise KTVKK nu 64 ncü maddede yer alan “haber verenler” ifadesi
içinde yer almaktadır. Zira ister izinli define araştırması sonucu, ister tesadüfen
define bulanlar KTVKK madde 4 uyarınca en geç üç gün içerisinde yetkililere
bildirme yükümlülüğü altına sokulmuştur. Kanunda geçen yetkililere bildirim
şüphesiz hak kazanma için aranan şart olan haber vermeyi karşılar.

1. İkramiye Hakkı ve Hukuki Niteliği
Kendisine ait taşınır veya taşınmaz içinde define bulunlar yine
KTVKK 4 ncü maddesine göre ilgililere ihbarda bulunmak zorundadır. Bu
yükümlülüğünü yerine getiren taşınmaz veya menkul mal sahibi define bulan,
yukarıda yapılan izahlardan da anlaşılacağı gibi definenin mülkiyet hakkını
kazanır. Esasen burada mülkiyet hakkının kazanılmasından ziyade aidiyeti
belli olur. Bu durumdaki kimselere ne TMK. hükümlerine göre ne de KTVKK
na göre ödül, ikramiye ödemesi yapılmaz(KTVKK. 64/I-a).

a. Definenin Kamuya Ait Taşınmazlarda Bulunması Halinde İkramiye Miktarı

Define kamuya ait bir taşınmazda veya taşınırda yada deniz altında
bulunursa mülkiyeti devlete ait olur. Ayrıca mülkiyetişahıslara ait olmak üzere
bulunan define müzeler tarafından satın alınması ile yine mülkiyet devlete
geçer. Yine kanunun yasakladığı fiil davranışlarda bulunanlarda hiçbir hak
sahibi olamayacağından bulunan define devlete ait olur22.
İşte devlete ait bir taşınır veya taşınmazda define bulanlar mülkiyet
hakkını kazanamamasına karşılık devlette karşı bir ikramiye isteme hakkı
kazanır. Kanun ikramiye miktarını da belirlemiştir. “Kültür varlığı Devlete ait
arazide bulunmuş ise, takdir olunacak bedelin % 40’ı bulana ikramiye olarak
verilir”(KTVKK. 64/I-c) Aynı hüküm “Taşınır Kültür ve Tabiat Varlıklarını
Bulanlara, Haber Verenlere ve Yakalayan Kamu Görevlilerine Verilecek
İkramiye İle İlgili Yönetmelik” te de tekrar edilmektedir.
Nerede bulunursa bulunsun, bulanlarca yetkili makamlara bilgi
verilmeyerek gizlenmiş olan defineyi ihbar edenlerin de bir hakkı vardır. Eğer
define korunması gereken taşınır kültür ve tabiat varlığı vasfını taşımıyorsa
ihbar eden sanki defineye mevzuata uygun olarak bulup ihbar eden malik
gibi mülkiyet hakkını kazanır, ayrıca bir ikramiye verilmez (KTVKK.64/
I-d). Bura da definenin mülkiyetine ilişkin temel kuraldan ayrılındığını
görülmektedir. Buna karşılık “Nerede olursa olsun yeni bulunup da süresi
içinde haber verilmediğinden gizlenmiş sayılan varlıkları haber verenlere ve
bunları yakalayan kamu görevlilerine de ikramiye verilir(KTVKK.64/I- e)23.
KTVKK 64/I-b “Bulunan varlık başkasının mülkü içinde ise Kültür
ve Turizm Bakanlığınca varlığın değeri dikkate alınarak, takdir olunacak
bedelin % 80’i ikramiye olarak bulan ile mülk sahibi arasında yarı yarıya
paylaştırılır” şeklindeki hükmünü bulunan definenin müzelerce satın alınması
halinde malike ödenecek satın alma bedeli ve bulana verilecek ikramiye olarak
anlamak gerektiği kanaatindeyim.

b. Definenin Özel Mülkte Bulunması Halinde İkramiye Miktarı
Defineyi bulan kendisine ait veya kamuya ait bir mülkte bulmamış, aksine
başkasına ait bir mülkte bulmuş ise mülkiyet hakkını kazanamayacağını, hem
TMK hem de KTVKK hükümlerine göre ikramiye hakkını kazanabileceğini
yukarıda izah etmiştik. KTVKK. 64/I-a bendinde geçen “Bulunan varlık
başkasının mülkü içinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığınca varlığın değeri
dikkate alınarak, takdir olunacak bedelin % 80’i ikramiye olarak bulan ile
mülk sahibi arasında yarı yarıya paylaştırılır” hükmünün bulunan definenin
müzelerce satın alınması ile ilgili olduğunu tekraren belirtmek gerekmektedir.
Bu durumda definenin değerinin % 40 ını mülk sahibine satış bedeli olarak, %
40 ının da bulana ikramiye olarak ödeneceği şeklinde anlamak gerekmektedir.
Eğer, bulunan define ilgili müze tarafından korunması gereken taşınır
kültür varlığı olarak tescil edilir fakat satın alınmayarak sahibine iade edilirse
bulan, definenin malikinden TMK 772/III hükmüne göre definenin değerinin
yarısını geçmemek üzere bir ödül vermesini isteyebilmesi gerekir. Definenin
tasnif ve tescil dışı tutulması halinde de aynı kural geçerlidir. Bu durumda
ikramiye talebi define maliki olan özel şahsa karşı yapılması gerekir. İkramiye
bedeli üzerindeki uyuşmazlık halinde mahkemece KTVKK. 64/I-c bendi
kıyasen uygulanarak % 40 ikramiyeye hükmedilebilir. Ayrıca TMK772/III
“uygun bir ödül” değerlendirmesini de yapan hakim definenin bedelinin % 40
ından daha aşağı bir miktarı da ödül olarak kararlaştırabileceği kanaatindeyim.
Aynı uygulamanın bulunan definenin korunması gereken kültür ve tabiat
varlığı olarak değerlendirilmememsi halinde de yapılması gerekir.

c. İkramiye hakkının hukukî niteliği
İkramiye hakkı özel hukuktan doğan bir alacak hakkıdır. Zira TMK
define ile ilgili öncelikle mülkiyet hakkını düzenlemiş, ardından da bulanın
define malikinden ödül isteme hakkını düzenlemiştir. Ödül isteme hakkı define
malikinin özel hukuk kişisi olması halinde hiç şüphesiz kanundan doğan bir
özel hukuk hakkı olarak malike yöneltilmesi gerekir. İhtilaf halinde de ödül
alacağı hakkı hukuk mahkemelerinde dava ve takip edilmesi gerekir.
Define malikinin devlet olması halinde de yukarıdaki hüküm değişmez.
İdarî bir işlem olarak definenin bedelinin tespiti, devlete mal etme kararı,
definenin satın alınması ve tescil kararları idarî işlem olarak kabul edilip
uyuşmazlığın idarî yargıda dava konusu edilmesi gerekir. Ayrıca kamu
görevlilerinin bir kamu görevi olarak defineyi saklayanları yakalayanlara
verilecek ikramiyenin de kamu hukukundan doğan bir alacak olması ve yargı
merciinin de idarî yargı olması gerekir.

2. DEFİNENİN SATIŞ BEDELİNİN İSTENMESİ
Kültür ve Tabiat varlıkları K.H. Kanun’un 64.maddesi uyarınca
Elinde bulundurduğu definenin mülkiyet hakkına sahip olan kişiye definenin
“korunması gereken taşınmaz kültür varlığı olarak tescili sonucunda müzelerce
satın alınması halinde ödenecek olan bedel ikramiye olmayıp, definenin
satış bedelidir. Buna göre defineyi bulan bu halde definenin satış bedelinin
kendisine verilmesini isteyebilir.

SONUÇ
Bu makale ile define kavramı ve define ile ilgili haklar tartışılmıştır.
Define kavramının kapsamında ve tespitinde bir zorluk yoktur. Define, eski
çağlardan kalan, toprak altında veya bir şey içinde gizli olan sahibi bilinmeyen
kıymetli ve değerli bir taşınır şeydir. Definenin maliki Türk Medeni Hukukuna
göre definenin gömülü olduğu veya saklandığı şeyin malikidir. Defineyi bulan
malik değilse sadece define malikinden en fazla değerinin yarısı kadar bir
ödül isteyebilir. Define malikinden istenebilecek bu ödül bir alacak hakkıdır.
Define her ne kadar özel hukuk kişilerinin mülkünde bulunması halinde
özel mülkiyete tabi ise de Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu ile bu
hak üzerinde önemli sınırlamalar getirilmiştir. Korunması gereken kültür
ve tabiat varlığı sınıfında olup da tescil edilen define devletin gözetim ve
denetimi altındadır. Bu sebeple tescil edilen define maliki, defineyi olduğu gibi
muhafaza etmekle yükümlüdür. Define üzerinde izinsiz tasarrufta bulunamaz.
Devlet tescil edilen defineyi müzelerde sergilemek üzere satın alabilir.
Defineyi bulduğu halde ihbar etmeyerek saklayan ve kanunun
yasakladığı bir şekilde ele geçirenler mülkiyet hakkını kazanamazlar ödüle de
hak kazanamazlar. Bu kişileri ihbar edenler ve yakalayan kamu görevlilerine
definenin değerine göre değişen oranda ödül verilir. Bu ödül ise idare
hukukundan kaynaklanan bir ödüldür.
KAYNAK
Akipek, Jale, G./Akıntürk, Turgut : Eşya Hukuku, İstanbul, 2009
Edis, Seyfullah : Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri, Ankara
1997
Eren Fikren : Mülkiyet Hukuku, Ankara 2011
Mumcu Ahmet : Eski Eserler Hukuku ve Türkiye, Ankara Üniversitesi
Hukuk Fakültesi Dergisi, Yıl 1971, Cilt 28, Sayı 1-4, s. 41-42
Oğuzman, K./Seliçi, Ö./Oktay-Özdemir, S.: Eşya Hukuku, İstanbul 2012
Serozan; Rona : Taşınır Eşya Hukuku, İstanbul, 2002
Topaloğlu, Mustafa : Maden Hukuku, Adana 2011
Ünal Mehmet : Şekli Eşya Hukuku, Ankara 2010

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz