HOŞGELDİNİZ 05 Aralık 2016

Ferecikli Eşkiya Ali Molla

İlk soygununu 19 Şubat 1802  tarihinde Selanikten İstanbul’a gelen 7 deve yükü hazineye (Define) el koyan Ali Molla o andan itibaren Resmi olarak eşkiya kimliğini almıştır.  aşağıdaki makale tamamen Osmanlı arşivlerinden alınıp  her hangi bir değişikliğe uğratılmadan tarafımdan düzenlenmiştir. Volçan voyvoda ile aynı dönemde eşkıyalık yapan Ali Molla zaman zaman Emin Ağa ile görüşmeler yaptığı arşivler arasında yer almaktadır.

Aile Çevresi: Kaynaklarda Ali Mollanın aile çevresiyle ilgili olarak herhangi bir bulguya rastlanamamışdır. Bununla birlikte Ali Molla’nın bulunduğu çevre itibariyle Bektaşi kültürüne yakın bir topluluk içinde olduğu düşünülebilir. Ali Molla’nın Sirozi İsmail Bey’in adamıyla yapıtığı bir görüşmede “…Devlet-i Aliyyeye hidmette kusur eder isem Nesimi gibi derimi yüzsünler” şeklindeki ifâdesi ve Ferecik’ten Deliorman’a uzanan bölgenin, önemli Bektaşi merkezleri arasında yer alması bizi bu şekilde düşünmeye sevketmektedir

Ali Mollanın Kaynaklarda Ortaya Çıkması: Ferecik Ayanı olarak Dağlı İsyanlarında önemli rol oynayan Ali Molla’ya kaynaklarda ilk olarak 27 Receb 1209 (17 Şubat 1795) yılına ait bir belgede rastlanmaktadır. Kaynağımızda ilk defa zikredilmesinin sebebi kendisinin ve birlikte olduğu eşkiya reislerinin iskan talebidir. Ali Molla ve daha sonraki süreçte sık sık birlikte görüneceği İsa oğlu, Çolak ve Hoca oğlu ile birlikte Çirmen Mutasarrıfı olup dağlı eşkıyası ile mücadele etmekle görevlendirilen Rumeli Valisi Hacı Abdi Paşa’ya iltica ederek iskân talebinde bulunmuşlardır. Bu grubun başları olarak Sinap ve Hacı Manav gibi şöhretli dağlı reisleri görünmektedir. Ali Molla, Ferecik’e iskân talebinde bulunmuş, Abdi Paşa da kanun ve kurallara uymaları şartıyla Ali Molla ve arkadaşlarının iskân talebini kabul ederek, Ali Molla ve arkadaşlarına hilatlar hediye etmiştir. Eşkıya reisleri ile Abdi Paşa arasındaki bu görüşme Gümülcine’de gerçekleşmiştir Bu talep kabul edilmiş, Ali Mollanın iskân edilerek Ferecik’te yaşamaya başlamıştır. Bu belgeden açıkça anlaşılmaktadır ki; Ali Molla bölgede bir eşkıya lideri olarak tanınmış ve bu süreçte girdiği ilişkiler sayesinde yerel bir güç odağı olarak ortaya çıkmayı başarmıştır. Sinap, Hacı Manavın Pazvandoğlu’na bağlı eşkıya reisleri arasında zikredilmesi Ali Mollanın da Pazvandoğlu’na bağlı olabileceği düşüncesini akla getirmektedir. Pazvandoğlu bu dönemde bu tip hareketlere yoğun bir destek vermiştir.

Ayanlık Dönemi Faaliyetleri: 1796’da Ferecik Ayanı olan Ahmed Haseki kendisini Edirne’ye Bostancı Ağası olarak tayin ettirmeyi başarmış ve Ferecik Ayanlığı’na Ali Mollayı bırakarak Edirne’de ikamete başlamıştır. Bunun yanı sıra Ali Molla’ya Haseki unvanın verilmesini sağlamıştır. Bu da göstermektedir ki Ali Molla, Ahmed Haseki’ye bağlı olarak faaliyet göstermiş ve Onun Edirne’ye Bostancı Ağası olarak atanmasında sonra Ferecik’e ayan olmuştur.

Ali Molla’nın ayan olduktan sonra en önemli faaliyetlerinden birisi, daha önce eşkiyalık yaptığı dönemde birlikte bulunduğu Hacı Manav’a karşı gerçekleşmiştir. Şevval 1210’da (17 Nisan 1796) Hacı Manav’ın emriyle Ferecik’e saldıran Hacı Manav’ın yeğeni, Deliormanlı Mehmet ve bunların adamları Ali Molla tarafından püskürtülmüşler, çıkan çatışmada ölü ele geçirilen Hacı Manav’ın yeğeni ve diğer eşkıyaların başları kesilerek Ali Molla tarafından Rumeli Valisi Hakkı Paşa’ya gönderilmiştir.

Evasıt-ı Muharrem 1212 (5–15 Temmuz 1797) tarihinde kaynaklarımızda tekrar beliren Ali Molla’nın bulunduğu bölgede eşkıya ile muharebe etmekte olduğunu görmekteyiz. Bu çatışma sırasında barut ve kurşunu kalmayan Ali Molla durumu merkeze bildirmiş merkezde Edirne Bostancıbaşısı Mustafa’ya yardım etmesi için emir göndermiştir.

Evahir-i Şevval 1214 (17–26 Mart 1800) tarihinde Ali Mollayı bu kez de Selâtin-i Cengiziye’den olup isyan eden Cengiz Mehmet Giray’ın isyanı sırasında bölgesini korumakla görevlendirildiğini görmekteyiz. Kendisine “Vize’de ikamet et” denilen Cengiz Mehmet Giray, bu emre itaat etmemiş; başına dağlı eşkıyasının önde gelen liderlerini de toplayarak isyan etmiştir. Kara Feyzi, Cenkcioğlu ve Manav İbrahim gibi önde gelen dağlı eşkıyası Cengiz Mehmed Giray’ın etrafında toplanmışlardır. Bunun üzerine Köstendil Mutasarrıfı olan Palaslı Mehmed Paşa, Seyyid Musa Paşa ve Edirne Bostancı başısı Ahmed bu isyan hareketini bastırmakla görevlendirilmişlerdir. Bu olay da Ali Molla’ya bölgesini eşkıyadan koruması ve tenkil ile görevlendirilen memurlara yardımcı olması emredilmiştir.

Aynı yılın Nisan ayının son on günlük bölümünde Ali Molla’ya tekrar bir emir gönderilmiş ve Palaslı Mehmed Paşa, Edirne Bostancıbaşısı, Bergos Kadısı ile birlikte yine eşkıya tenkiline memur edilmiştir231. Nisan ayında Ali Molla bu kez de eşkıya üzerine görevlendirilen askerler için gerekli olan ve Ferecik kazâsının ödemesi gereken 60 nefer asker için toplamı 600 kuruş tutan parayı tahsil etmesi için Ferecik kadısıyla birlikte görevlendirilmişti. 1215 yılının Evahir-i Cemaziyel Ahır (8–17 Kasım 1800)’de Anadolu’nun güçlü hanedanlarından Caniklioğulları’na mensup olan Trabzon Valisi Tayyar Paşa dağlı eşkıyasının tenkili ile görevlendirilmiş olup eşkıyanın; O’nun İstanbul’dan hareket etmesi üzerine korkarak kaçmaya başladığı belirtildikten sonra Ali Molla’ya dikkatli olması tembih edilmiştir. Eşkıyanın Ferecik’e doğru hareket etme ihtimalinin yüksek olduğu belirtilmiştir.

Kışın yaklaşması nedeniyle askeri harekâta ara veren Tayyar Paşa 23 Zilkade 1215 (6 Nisan 1801)’de baharın gelmesiyle yeniden harekâta başlamış ve bu arada tenkil harekâtında görevlendirilmek üzere Ali Molla’dan da adam istemiştir, fakat Ali Molla bu konuda isteksiz davranmıştır. Ferecik Naibi’nin Tayyar Paşa’ya gönderdiği ilamdan anlaşıldığına göre Ali Molla asker toplamaya gücünün yetmeyeceğini belirterek bu emri yerine getirmekten kaçınmıştır.

16 Zilhicce 1215 (29 Nisan 1801) tarihinde Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın İstanbul’a gönderdiği “şukka”sından235 anlaşıldığına göre Ali Molla ile Tokatçıklı’nın arasında uzun yıllar boyunca sürecek olan çatışmanın başladığı anlamaktayız. Tokatçıklı bu şukkasında Ferecik’te meydana gelen olayların kendisi ile alakası olmadığını belirtmiş ve Ferecik’te mevcut iki grubun kendi aralarındaki çekişmelerinden kaynaklandığını söylemiştir. Hakkı Paşa, Tokatçıklı ile Ali Molla’nın arasında uzlaşma sağlamakla görevlendirilmiştir. Belgeden anlaşıldığına göre Tokatçıklı Ferecik’nin önde gelenlerinden Kurib(?) Ömer’i Ali Molla’ya karşı kışkırtarak Ferecik’i kontrolü altına alma çalışmalarına başlamıştır.

Bu çatışmanın temelinde Ferecik’in geliri yüksek bir yer olması yatmaktadır. Ferecik köylerinden yıllık 50.000 kile miktarı buğday toplanmasının yanı sıra Ferecik kasabasının iskelesinin de yıllık 100.000 akçelik gelire sahip olması Gümülcine, Dimetoka ve Sultan yeri bölgelerinde hakimiyet kurmuş olan Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın bölgeye yönelik arzularının temelinde yatmaktadır. Bu sebebin dışında, Ferecik’in coğrafî konumun Tokatçıklı’nın kontrolü altındaki bölgelere yakınlığı, İstanbul’dan Selanik’e giden yolun burada ikiye ayrılması, Ferecik’in aynı zamanda Adriyatik sahillerinden İstanbul’a uzanan “Via Egnita” olarak tabir edilen yol üzerinde önemli bir mevki olması bu yol üzerinde denetim kurmayı başarabilen kişiye önemli avantajlar sağlayacaktır. Bu sebeple Tokatçıklı bölgeyi denetimi altına almak için elinden geleni yapmıştır.

Ali Mollanın Yeniden Ayaklanması ve İskan Görüşmeleri: Ali Molla isyan etmeden önce son olarak 16 Şevval 1216 (19 Şubat 1802) tarihinde Ferecik ayanı olarak zikredilmektedir. Ali Mollaya Selanik’ten İstanbul’a gelen yedi yüklük hazineyi çevredeki eşkıyalık olaylarından dolayı Ferecik’te kendi konağında muhafaza etmesi emredilmiş ve her ne şekilde olursa olsun kara ya da deniz yoluyla, bu hazineyi İstanbul’a göndermesi gerektiği bildirilmiştir. Bu tarihten sonraki belgelerde Ali Molla artık bir dağlı eşkıyası lideri olarak zikredilmeye başlanmıştır.

Ali Mollanın kendi ifadesine göre eşkıyalığa yeniden başlamasının temel nedeni, Gümülcine Voyvodası Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın Ali Mollayı zorla Ferecik’ten çıkartmasıdır. Sirozi İsmail Bey’in gönderdiği adama bunu ifade ettikten sonra da bu durumun tüm Rumeli ve devlet yetkililerince bilindiğini açıkça söylemiştir.

1216 (M. 1801–1802) yılından sonra elimizdeki belgelere nazaran 1217 (M. 1802–1803) yılı içinde Ali Molla eşkiyalığa başlamış ve bu kayıtlara geçmiştir. 1217 (M. 1802–1803) yılında kendisine Rumeli Valiliği tevcih edilen Tepedelenli Ali Paşa’nın Filibe tarafına olan askeri harekatı, dağlı eşkıyasının gözünü korkutmuştur. Tepedelenli, Yanya’dan hareket ettikten sonra Manastır’a oradan da Sofya’ya ve Sofya’dan da Filibe’ye geçmiştir. O’nun gibi güçlü bir ayanın bu işi halledeceğine kuşku yoktu. Bunun üzerine genelde dağlı eşkıyasının, özelde Ali Molla’nın iskânı ile pazarlıklar da başlamıştır.

Demir-hisar Ayanı olan Abdullah Bey’in bu pazarlıklarda aracı rol oynadığı ve Sirozi İsmail Bey’den gelen emirlere göre hareket etmekte olduğu görülmektedir. Osman Baba Tekkesi’nde Hasköy Ayanı Emin Ağa ile bir araya geldikleri ve Hasköy’e adam gönderdikleri belirtilmektedir. Gönderilen adam burada Kara Feyzi’nin adamıyla görüşmüştür. Bunu takip eden gün Kara Feyzi’den adamlar gelmiş ve konuşmak için Hasan Ağa’yı istemişlerdir. Bu arada Kara Feyzi, Ali Molla ve Kara İbrahim kendi aralarında da görüşmüşler fakat bir karara varamamışlardır. Daha sonra bunlar kendi mühürlerinin olduğu bir mektupla Abdullah Bey’i görüşmeye davet etmişlerdir. Her iki taraf 5–10 kişilik küçük gruplar halinde kendi askerlerini bırakarak görüşmüşler ve Abdullah Bey onlara Sirozi İsmail Bey’in bu konudaki cevabını beklediğini söylemiştir. Fakat olay iskanla neticelenmemiş ve Ali Molla başta olmak üzere diğer reisler de eşkıyalığa devam etmişlerdir..

Olayların gidişinin böyle bir hal alması üzerine İstanbul’a durumu arz eden Rumeli Valisi’ne göre 15–20 eşkıyanın öldürülmesiyle eşkıyalık bitmeyecektir. Kapu çukadarı olan Hasan Efendi vasıtasıyla merkeze belirttiği bu görüşünde ayrıca Kara Feyzi’nin Hasköy’e, Ali Mollanın Ferecik’e iskanına Tokatçıklı Süleyman’ın karşı koymaması gerektiğinin Tokatçıklı’ya bildirilmesi istenmiştir. Tokatçıklı’nın bunu nüfuz alanlarını küçültmek için yapılan bir hareket olarak yorumlayacağını bilen Rumeli Valisi ayrıca Tokatçıklı’nın elinde olan diğer kazalara dokunulmayacağını da belirtmiştir. Tepedelenli’nin tahmin ettiği gibi Tokatçıklı iskân düşüncesini kendisine karşı yapılmış bir hareket olarak kabul etmiştir. Ali Mollanın Ferecik’ten zorla çıkartılmasından sonra buranın Tokatçıklı’nın kontrolüne girdiği açıktır. Bunun yanı sıra eşkıyanın iskan edileceği diğer yer olan Hasköy’de Tokatçıklı’nın kontrolü altındaydı, Hasköy’ün Mütesellimliği de Tokatçıklı’nın uhdesindeydi.

Tokatçıklı iskana karşı harekete geçmiş geçit ve yolları tutarak çatışmaya hazırlanmıştır. O’nun bu tavrı yüzünden H. 1217 (M. 1802–1803) yılı içersinde bu gerçekleşmemiş ve olaylar devam etmiştir247. Tokatçıklı’yı bu iskân olayına razı etmek için Divan Kalemi kâtiplerinden Neşet Efendi görevlendirilmiş fakat başarılı olamamıştır. Tokatçıklı razı edilemediği için Ali Molla’ya Ferecik’in dışında Anadolu ve Rumeli’nin farklı bölgelerinde voyvodalık ve mütesellimlikler teklif edilmiş ise de Ali Molla bu teklifleri kabul etmemiştir.

Ali Molla bu teklifi kabul etmemekte kendi açısından haklıdır. Yerel ilişkileri olmadığı bir bölgede Ali Molla’nın tutunması oldukça zordur. Olayların bu şekilde devam etmesinden zararlı çıkan da halk olmuştur. Eşkıyalık olaylarının son derece yaygınlaşması halkı olduğu kadar ayanları ve devleti de rahatsız etmiş bu olaya son vermenin gerekliliği herkes tarafından açıkça anlaşılmıştı. Bunun üzerine Rumeli ayan ve hanedanlarının, devlet tarafından gönderilecek bir görevli ile İskeçe’de toplanması kararına varılmıştır. Merkezden Divanı Hümayun Çavuş başı olan Osman Ağa bu işle görevlendirilmiştir. Bu toplantının temel konusunu dağlı eşkıyasının iskân talebi oluşturmaktaydı.

Sirozi İsmail Bey’in talebi üzerine görevlendirilen Çavuş başı Osman Ağa bu toplantıdan kısa bir süre önce Hasköy’de Kara Feyzi ve Kara İbrahim tarafından gönderilen adamlarla görüşmüştür. Bu görüşmede Çavuş başı Osman Ağa her bir eşkıya reisinin bir rehine vermesini talep etmiş eğer bu gerçekleşirse Ferecik’in tahliye edileceğini ve Ali Mollanın Ferecik’e iskan edileceğini ve Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın yeğeni olan Mahmut’un rehine olarak alıkonulacağını belirtmiştir. Kara Feyzi ve Kara İbrahim tarafından görevlendirilen adamlar bu şartları kabul ederek ayrılmışlardır. Eşkıya reislerinin bu talepleri kabul etmesi üzerine Osman Ağa bundan sonra yapılacak fazlada bir şeyin kalmadığını ve eşkıya reisleri sözlerini tutarsa devletin de tutmaktan başka çaresi olmadığını merkeze gönderdiği yazısında açıkça ifade etmiştir. Buna ilaveten Tokatçıklı Süleyman’ın rehine maddesine karşı çıkma ihtimalinin yüksek olduğunu söylemiş ve rehine olayı gerçekleşmezse eşkıyanın bu işe güvenemeyeceğini belirtmiştir.

Eşkıya reislerinin rehine maddesine özellikle önem verdiği hem Çavuş başı Osman Ağa’nın ifadesinden hem de Kara Feyzi ve Kara İbrahim’den gelen mektupta açıkça ifade edilmiştir. Onlar Tokatçıklı’dan yeğeni Mahmut’u, Hasköy Ayanı olan Emin Ağa’dan ise ya kardeşini ya da oğlunu rehin olarak devlete vermesini talep etmişlerdir. Bu olayın gösterdiği diğer bir olgu da eşkıya reislerinin Ali Molla’nın etrafında kenetlendiğidir. Ali Molla’nın iskânı olayı artık dağlı eşkıyasının Tokatçıklı Süleyman Ağa ile mücadelesi hâline dönüşmüştür. Kara Feyzi ve Kara İbrahim’in dışında önemli eşkıya reislerinden İsa oğlu Hüseyin ve Vakıflı Salih de Ali Molla’ya açıkça destek vermekte ve Ali Mollayla birlikte hareket etmektedirler.

Eşkıya reislerinin iskan talepleri ve Çavuş başı Osman ve Sirozi İsmail Bey’den gelen yazılar üzerine harekete geçen merkez, bu kritik durum üzerine Rumeli Valisinin değişikliğini ertelemiş, Rumeli Valisi Tepedelenli Ali Paşa’ya ve Divan Katibi Süleyman Efendi’ye, önde gelen ayanlara Kaptan-ı Derya tarafından yazılar gönderilmiştir. Tokatçıklı’nın İstanbul’da bulunan adamı Hafız Bekir’e durum izah edilmiş ve Tokatçıklı’nın iskana karşı çıkmaması istenmiştir.

Tokatçıklı Süleyman Ağa’nın Ferecik’i tahliye etmemesi ve yeğeni Mahmut’u rehin olarak teslim etmemesinin yanı sıra iki taraf arasındaki karşılıklı güvensizlik duygusu iskan olayı gerçekleşmesine engel olmuş ve eşkıyalık hareketleri yeniden tüm şiddetiyle başlamıştır.

Tokatçıklı Süleyman Ağa ve Ali Molla Arasında Mücadelenin Başlaması
Evail-i Safer 1218 (1–9 Haziran 1803) tarihinde devletin Ali Mola ve beraberindekilerin iskan olayından umudunu keserek eşkıyalık hareketlerini silahla bitirmeye karar verdiği görülmektedir. Öyle ki; devlet sadece Rumeli’de bulunan ayan ve hanedanlardan değil Anadolu’nun önde gelen hanedan ve ayanlarının da asker göndermesini talep etmiştir. Bozok Mutasarrıfı Çaparzâde Süleyman’dan 7–8 bin nefer piyade ve süvari asker, Saruhan Sancağı Mütesellimi Kara Osman zade Hüseyin’den acil olarak 250 nefer süvari ve 200 piyade; arkasından da 4–5 bin kişilik bir kuvvetle Rumeli’ne geçmesi istenmiş ve Uşak voyvodası olan Nasuhzâde’den 100 nefer piyade ve 100 nefer süvari göndermesi istenmiş ve yaklaşık olarak 10.000 kişilik bir kuvvetin Anadolu’dan gelmesi umut edilmiştir. Bunların dışında da daha küçük çaplı olarak Balıkesir Sancağı Mütessellimi’nden, Edremit, Viranşehir, Bolu Voyvodasından ve Kara Osman zade Hacı Ömer’den de asker talep edilmiştir.

Durumun bu şekilde gelişmesiyle birlikte Tepedelenli Ali Paşa’nın yerine Selanik Sancağı Mutasarrıfı olan Mehmed Paşa Rumeli Valisi olarak atanmıştır ve eşkıyayı yok etmekle görevlendirilmiştir. Ayrıca eşkıyalık hareketlerinin önlenmesi için eşkıyaya adam sağlayan temel kaynak olan Arnavutluk kökenli sekbanların girişinin önlenmesi için Tepedelenli’ye emir gönderilmiş; barut, kurşun ve fişek satışlarının yasaklanması ve satışlar olur ise defterinin tutulması istenmiştir.

Bu sayıda bir kuvvetin toplanmasına karar verilmesi eşkıyalık olayını artık devletin kesin olarak bitirmeye karar verdiğini göstermektedir. Fakat devletin müdahalesini zorlaştıran nedenler bulunmaktadır. Rumeli ayanları arasındaki itimatsızlıkla, eşkıyanın dağınık halde bulunması ve sürekli yer değiştirmesi, Anadolu’dan talep edilen askerlerin zamanında gelmemesi eşkıyalığı kontrol altına almayı zorlaştırmaktadır.

İş yeniden çatışma boyutunu alınca 15 Safer 1218 (6 Haziran 1803) tarihinde Kara Feyzi Edirne ve Zagra-i Atik arasında faaliyete geçerken Ali Molla’da Ferecik ve ha-valisinde etkinlik göstermeye başlamıştır. Bu sırada İsaoğlu, Ali Molla’nın yanında olup birlikte hareket etmektedirler. Öyle ki; Ali Molla ve İsa oğlunun Edirne’ye saldırısından çekinildiği için Edirne askeri tam olarak Kara Feyzi üzerine harekete geçememiştir.

Balkan Dağları’nın öte tarafında ise aynı sıralarda Manav İbrahim’in isyanda olması Tirsiniklioğlu başta olmak üzere bölgenin ayanlarını meşgul etmiştir. Hatta devlet her iki eşkiya grubunun birleşmesinden çekinmiş ve bu konuda tedbir almalarını bölge ayanlarından istemiştir. Eşkıyanın Meriç Nehrini geçmesinden çekinilerek bu konuda tedbir almaları için Keşan ve İpsala Naib ve ayanlarına bölgeyi korumaları için emirler gönderilmiştir.

Eşkıya gruplarının etkinliklerinin artmasıyla birlikte devletin Ali Molla üzerine Tokatçıklı Süleyman Ağayı gönderdiği görülmektedir. Tokatçıklı askeriyle harekete geçmiş ve eşkıyayı sıkıştırmaya başlamıştır. Ferecik’in Çukur Köyünde Ali Molla muhasara edilmeye başlamış hatta Ali Molla’nın 300 kadar adamı Tokatçıklı’ya sığınmıştır. Ali Molla kuşatılmış olmasına rağmen bu köyden kaçmayı başarmıştır.

Evail-i Rebiyülevvel 1218 (21–30 Haziran 1803) tarihleri arasında Tokatçıklı Ali Molla ile tekrar sıcak çatışmaya girmiştir. Tokatçıklı’ya yardım etmesi için Sirozi İsmail Bey’e emir gönderilmiş ve 3.000 kişilik bir kuvvetle yardıma gitmesi ve isyana birlikte son vermeleri istenmiştir. Dergâh-ı Âli Kapucu başlarından olan Behram Bey’de maiyetindeki deli ve tüfenkçi başlar ile Ali Molla ve İsa oğlunun üzerine diğer bir koldan saldırıya geçmiştir. Behram Bey’in saldırısı etkili olmuş ve Ali Mollanın 30 kadar adamı Behram Bey tarafına iltica etmişlerdir.

Fakat Ali Molla ve İsa oğlu ise yine ele geçirilememiştir. Evasıt-ı Rebiyül evvel 1218 (30 Haziran- 10 Temmuz 1803) tarihli mühimme kaydından anlaşıldığına göre 21 Haziran–30 Haziran 1803’de eşkıya üzerine yürüyen Tokatçıklı ve Behram Bey’in baskısı İsa oğlu ve Ali Mollayı sıkıntıya düşürmüş, onlarda tutunamayıp gerilere doğru kaçmışlar ve Ahi yolu kazasına tabi Kara Orman Köyü’nü baskınla ele geçirmişlerdir. Tokatçıklı da onları takibe devam etmiş ve bu köye 1,5 saat mesafede olan Yenice Köyü’ne gelmiştir.

Eşkıyanın kaçmasının önlenmesi ve Tokatçıklı’ya yardım edilmesi için Levend Çiftliği askeri başbuğuna emir gönderilmiş, ayanlarla ve Tokatçıklı ile işbirliği içindeki eşkıyanın yok edilmesine katkıda bulunması istenmiştir.

Ali Mollanın Tirsinikli oğluna Sığınması: Ali Molla ve İsa oğlunun bu baskıya dayanamayıp kaçacağının farkında olan devlet, Ali Mollanın Balkan Dağlarının öte tarafına geçip Manav İbrahim ile birleşmesinden çekinmiş ve bu ihtimale karşı tedbir alması için Ruscuk ve Tırnova bölgelerinde hakim olan Tirsiniklioğlu’na emir gönderilmiştir.

Evahir-i Rebiyülevvel 1218 (10–19 Temmuz 1803) tarihi itibariyle eşkiyayı takibe devam eden Tokatçıklı’nın askerini takviye amacıyla iki kıta topun ve topçuların görev sonunda iade etmek şartıyla Tokatçıklı’ya gönderilmesi, Edirne Mevlasına, Edirne Bostancı başına ve Edirne Topçu Ortası zabitine emredilmiş ve bu toplarla gereken malzemenin gönderilmesi işinin kontrolü Sadrazama verilmiştir.

Buna ilaveten Karinabad kazasının ayan ve naibine gönderilen bir emirle de bölgeyi iyi bilen 50–60 neferlik bir süvari grubunun kılavuzluk için Tokatçıklı tarafına gönderilmesi emredilmiştir.

Devlet bu şekilde tedbir alarak Ali Molla’nın etrafındaki çemberi daraltmaya başlamıştır. Tokatçıklı ve diğer memurlar tarafından sıkıştırılan Ali Molla Ahi yolu Kazasında Kara Orman Köyünden kaçıp yine Ahi yolu Kazasındaki Kırık çalı adındaki köyü kendisine merkez yapmıştır. Kısa zamanda burası da kuşatılmıştır. Ali Mollanın kaçma ihtimalinin yüksekliği karşısında tedbirli davranmaları konusunda Bergos, Kırk kilise, Şumnu kazalarının ayan ve zabitlerine emirnameler gönderilmiştir.

Ali Molla Kırıkçalı Köyü’nden de kaçarak Edirne civarındaki Ahlatlı Köyü’ne gelmeyi başarmıştır. Bu bölgeye gelmesinin sebebi olarak buradan Ferecik ya da Dimetoka’ya doğru kaçma arzusu görülmektedir. Bunun önlenmesi görevi de Kocaeli Sancağı Mutasarrıfı Vezir Osman Paşa’ya havale edilmiştir271. Ali Molla buradan da Kızanlık’a doğru hareket etmiştir. Bu bilgiyi merkeze ileten Vidin Muhafızı Osman Paşa karamsar konuşmuş ve görevlilerin gevşekliğinden dolayı bu işin neticelenmesinin zor olduğunu 3 Cemaziyelevvel 1218 (20 Ağustos 1803)’de İstanbul’a bildirmiştir.

Ali Molla ve yanında bulunanlar, buradan Zagra-i Cedid’e oradan da Balkanı aşıp 11 Cemaziyelevvel 1218 (29 Ağustos 1803)’den önce Tırnova’ya geçmişler ve Rusçuk Ayanı ve Tırnova Voyvodası Tirsiniklioğlu’na iskan ve af için talepte bulunmuşlardır. Ali Molla’yı takiben önde gelen eşkıya reislerinden Kara Feyzi ve Koşancalıda Tirsiniklioğlu’na iltica emareleri göstermişler, olayların kontrolünden çıkabileceği düşüncesi Tirsiniklioğlu’nu endişeye sevk etmiştir.

Tirsiniklioğlu eşkıyanın gücünün azalacağı düşüncesiyle Ali Mollanın iskân talebine olumlu bakmış ve desteklemiştir274. Tirsiniklioğlu’nun iskân işine olumlu bakmasının temel sebebi ise Tokatçıklı’nın gücünün iskânla birlikte kırılacağı düşüncesidir. Bölgedeki önde gelen bir ayanın zayıflaması Onu daha da güçlü bir hale getirecektir. Bunun yanı sıra Tokatçıklı’nın ölümünden sonra Ahi Çelebi Kazasının da içinde bulunduğu bölgeye kadar Tirsiniklioğlu’nun denetiminin yayıldığını görmekteyiz.

İskan Görüşmelerinin Tekrar Başlaması: Ali Molla ve yanındakiler Tirsiniklioğlu’nun bölgesinde fazla durmamış ve 11 Cemaziyelevvel 1218 (29 Ağustos 1803)’ten önce Kızanlık Kazasına girmişler ve buradan Sirozi İsmail Beye, Kızanlık Ayanı Mustafa’ya ve Rumeli hanedanlarına mektuplar göndererek tekrar iskan talebinde bulunmuşlardır.

Rumeli Valisi Vani Mehmed Paşa gönderdiği kaimesinde Rumeli hanedan ve ayanlarıyla meşveret ve müzakerelerin yapıldığını belirtmiştir. Bu müzakere ve meşveretlerin neticesinde alınan kararların iskan olayını desteklemeye yönelik olduğunu açıklamış ve işin en kolay çözüm yolunun bu olduğunu İstanbul’a arz etmiştir.

Rumeli Valisi’nin ve Tirsiniklioğlu’nun iskan lehinde ağırlık koymaları ile birlikte, işin silahla çözülememesi Ali Mollanın iskanına yönelik olumlu bir hava oluşturmuştur. Sirozi İsmail Bey iskân konusunu görüşmek üzere Ali Molla’ya adam göndermiştir. Ali Molla bu görüşmede Tokatçıklı’yı suçlamış ve kendisini Tokatçıklı’nın zorla Ferecik’ten çıkarttığını belirtmiştir, Ferecik’e iskân edilirse devlete sadakatle hizmet edeceğini bildirmiştir.

Bu olaylar esnasında İsaoğlu, Seyyid Hasan, Vakıflı Salih ve Koca Musa oğlu Hüseyin, Ali Molla ile birlikte hareket ederek iskân talebinde bulunmuşlardır. İskana muhalefet eden tek unsur olarak Tokatçıklı Süleyman kalmıştır. Onu iskana razı etmek için Sirozi İsmail Bey ve önde gelen Rumeli hanedanları Filibe çevresine gelmişlerdir.

Sirozi İsmail Bey ile birlikte Filibe çevresine gelen hanedan ve ayanlar arasında Zihneli Abdülfettah, Pazarcık Voyvodası Mehmed, Filibe Ayanı Cuma Bey, Kızanlık Ayanı Mustafa, Üsküb Nazırı Mir Ali, Samoka Nazırı Raşid, Avrathisar Ayanı Süleyman, Köprülü Ayanı Ali, Manastır Çeribaşısı Osman ve Hasköy Ayanı Emin bulunmaktadır. Bunlar maiyetleri olan asker ile bu bölgeye gelmişlerdir281. Bu kadar büyük bir gücün toplanmasının yanı sıra, İstanbul’dan yanına gönderilen Ahmet Efendinin de Tokatçıklı’ya devletin de iskana taraftar olduğunu belirttiğini görmekteyiz. Ahmet Efendi ile yaptığı bu görüşmeden sonra Tokatçıklı fazla ısrar edememiş ve Ferecik’i tahliye etmeye başlamıştır.

Bu arada olayların neticelenmesini ve Ferecik’in tahliye edilmesini Ali Molla ve diğer reisler Edirne’nin Üsküdar köyünde beklemektedirler. Bunlarla konuşmak ve Ferecik’e götürmek üzere Sultan Beyazıt Evkafı Katibi olup Haceganı Divanı Hümayündan olan İsmail Bey görevlendirilmiştir.

Ali Molla ve diğerlerinin Üsküdar Köyünde geçirdikleri her bir gün devlete maddi açıdan büyük zarar vermektedir. Ali Molla ve takımına günlük olarak Edirne ve havalisinden verilen tayinatın miktarı bu zararı göstermektedir. Ali Mollanın yaklaşık olarak 2.000 kadar adamıyla bu köy ve civarında bulunduğu anlaşılmaktadır. Edirne halkı artık zahire tedarikinden dolayı büyük sıkıntı içine girmeye başlamıştır. 29 Cemaziyel Ahır 1218 (16 Kasım 1803) tarihi itibariyle eşkıyanın hala buradan ayrılmadığını anlaşılmaktadır.

Ali Molla ve yanındakiler Üsküdar Köyünde bekletilirken iskan pazarlıklarında adı geçen Tokatçıklı’nın yeğeni Mahmut da devlet tarafından bölgeden uzaklaştırılmış ve Ada Nahiyesi’ne bağlı İne oğlu köyünde adamlarıyla birlikte ikamet ettirilerek bölgeden uzaklaştırılmıştır. Ali Molla’nın kuvvetlerine yapıldığı gibi Mahmut ve adamlarına da tayinat verilmiştir.
Yine bu tarihe sahip diğer bir kayıttan anlaşıldığına göre devlet iskân eden Ali Molla’yı ödüllendirdiğini göstermek için Hüseyin Efendi ile Ali Molla takımına hilat göndermiştir. Hüseyin Efendi yolda Ali Molla takımının yanından dönen İsmail Efendi ile karşılaşmış, görüşmelerinin ve çevrede gördüğü koşulların neticesinde İstanbul’a gönderdiği kaimede Edirne halkının bir müddet sonra zahire tedarik edemeyeceğini, halkın kendisinin de büyük sıkıntı içinde olduğunu ve zahire tedarik edilmez ise de Ali Molla takımının tekrar isyana kalkışabileceğini belirtmiştir.

1 Receb 1218 (17 Kasım 1803) tarihinde Ferecik’in artık Tokatçıklı tarafından tahliye edildiği görülmektedir. Bunun üzerine İsmail Efendi tekrar Ali Molla ve takımıyla görüşmeye gitmiştir. İsmail Efendi Ferecik’e gidilmesi gerektiğini söyleyince eşkiya reisleri bizim Rumeli ağavatıyla sözleşmemiz bu şekilde değildi diye belirtmişler ve şartlarını yinelemişlerdir. “Ali Molla’nın Ferecik’e İsaoğlu Hüseyin’in Gümülcine’nin Ircan nahiyesine, Vakıflı Salih ve Koca Musa oğlu Hüseyin’in Dimetoka’nın Vakıf köyüne yerleştirileceği söylenmişti. Biz şimdilik bahara kadar Ali Molla ile birlikte Fere’de ikamet ederiz. Bunun dışında bizlere yaklaşık 3000 adama yetecek kadar buğday, arpa, ekmek ve zahire tedariki devlet tarafından görevlendirilecek mübaşir ile yapılacaktı, ayrıca şimdiye kadar sadece Ali Mollanın iskan fermanı geldi bizimkiler de gelsin.” diye talepte bulunmuşlardır. İskân işi ile Sirozi İsmail Bey görevlendirilsin diye özellikle belirtmişlerdir.

Bundan sonraki dönemde Evail-i Receb 1218 (17–26 Ekim 1803) Ali Molla ve İsaoğlu’nun iskânı işinin öneminden dolayı Selanik Sancağı Mutasarrıfı olan Vezir Osman Paşa Edirne’de ikametle görevlendirilmiş ve iskan işini takip ve Edirne havalisinin güvenliğini sağlaması Osman Paşa’dan istenmiştir.

Osman Paşa’nın emir ve kararlarına itaat etmeleri için Edirne Bostancı başı Osman, Edirne Ayanı Mehmet ve Edirne Yeniçeri Zabiti ve önde gelenler ile Edirne’de bulunan Levend Çiftliği Askeri Başbuğu uyarılmıştır. Aynı zamanda Sultan Beyazıt Katibi İsmail Efendi’ye gönderilen diğer bir yazıyla da Ali Mollanın Ferecik’e iskan edilmesi, iskân edilemez ise de yaza kadar güvenliğinin sağlanması istenmiştir.

14 Receb 1218 (30 Ekim 1803) tarihinde Edirne Bostancı başı Osman Ali Mollanın Recebin 17’sinde Tuncayı geçerek, 1 gün Sazlı köyünde duracağını, oradan da Cisr-i Ergene üzerinden Ferecik’e gideceği İstanbul’a bildirmiştir. 23 Receb 1218 (8 Kasım 1803) tarihiyle Ali Molla ve İsaoğlu takımlarıyla birlikte Ferecik’e girmişlerdir. Ferecik’e girdikleri zaman Ferecik’in harap olduğunu, bir kısım köylerinin Sarıklı oğlu tarafından zapt edildiğini ve zahire açısından sıkıntı yaşayacaklarını görmüşler, Ali Molla’nın dışında kalan diğer reisler de iskân edilmek istemiş ve bunları Sultan Bayezıd Evkafı Katibi İsmail Efendi ve kendi arızalarıyla İstanbul’a bildirmişlerdir. Devlet onlara 3.000 adama üç ay yetecek kadar zahirenin verileceğini, kesinlikle af edildiklerini, baharla birlikte herkesin iskân edileceğini bildirmiştir.

İskân edildikten sonra devlet Ferecik ve civarında etkinlik gösterip köyleri vurmakta olan Şah Balı ve Sarı oğlu eşkıyalarının tenkili için Ali Molla ile yanında bulunan diğer reisleri görevlendirmiş ve eşkıyayı tenkil ettikten sonra Ferecik’e dönmelerini emretmiştir.

Bu arada devlet Ali Mollanın yanında bulunan İsa oğlu Seyyid Hüseyin’in Gümülcine’nin Ircan nahiyesine, Vakıflı Salih ve Koca Musa oğlunun Dimetoka’nın Vakıf köyüne baharla birlikte iskânları için harekete geçmiş bu konuda emirler göndermiştir295. Tokatçıklı’ya bunlara müdahale etmemesi kesinlikle belirtilmiş eğer bu emre uymaz ise sonuçlarına katlanacağı kendisine ifâde edilmiştir296. Fakat Tokatçıklı’nın müdahaleden geri durmadığı görülmektedir. Köstendil Sancağı Mutasarrıfı Süleyman’a Evail Ramazan 1218 (15–24 Aralık 1803) tarihinde Ali Molla ile görüşmesi ve Tokatçıklı’yı uyarması istenmiştir.

Bu olaydan sonra devlet artık Tokatçıklı ile Ali Molla arasında bir seçim yapması gerektiğinin farkına varmıştır. Tokatçıklı’nın yerleşik bir yapıda olmasına rağmen Ali Molla ve diğer eşkıyaların vurkaç tarzında hareket etmelerinden dolayı yok edilmelerinin güçlüğü yüzünden Tokatçıklı’nın ortadan kaldırılması düşüncesi ağır basmaya başlamıştır.  Bundan sonraki dönemde 27 Cemaziyel Ahır 1219 (2–3 Kasım 1804) tarihinde Tokatçıklı’nın ortadan kaldırılmasıyla birlikte Ali Molla’nın eşkıyalığı hakkındaki bilgilerde de bir azalma olmuştur. Tokatçıklı’nın ortadan kaldırılması sırasında Ali Molla ve yanında bulunan diğer eşkiya reisleri fiilen görev almışlar ve Tokatçıklı’yı ortadan kaldırmakla görevlendirilen Rumeli Valisi İbrahim Paşa’nın kethüdası Tahir Bey ile birlikte Gümülcine üzerine yürüyüp çatışmalarda devlete yardımcı olmuşlardır.

İskan Sonrası Dönemde Ali Mollanın Faaliyetleri ve Ölümü İskan olayından sonra Ali Molla yeniden Ferecik’e ayan olarak nasbedilmiş ve burada ikamete başlamıştır. Tokatçıklı’nın ortadan kaldırıldığı günlerde bölgesinin güvenliğini sağlamak için ihtiyaç duyduğu cephaneyi Edirne cephaneci başından talep etmiş fakat cephaneci başının değişikliği sebebiyle talep ettiği 500 vukiyyelik barut ve kurşunu elde edememiştir.

Bundan sonra kaynaklarda zikredilmesinin sebebi Dağlı İsyanları sırasında iskân olayı ile görevlendirilen Sultan Bayezıd Evkafı Katibi İsmail Efendinin ölümüdür. İsmail Efendinin ölümünden sonra muhallefatı zabt edilirken bulunan bir belgede İsmail Efendinin Ferecik köylerinin iltizamat bedelinden olarak Ali Molla’dan 53.121 kuruş alacağı olduğu görülmüş ve bunu ödemesi Ali Molla’dan istenmiştir. Bu konuyla ilgili olarak Ali Molla’ya emirler gönderilmesinin yanı sıra Rumeli Valisi İbrahim Paşa’ya işi takip etmesi emredilmiş ayrıcada konuyla ilgilenmesi için bir mübaşir tayin edilmiştir.

Bu tarihten sonra Ali Molla belgelere ölümü dolayısıyla geçmiştir. Sirozi İsmail Bey H.1223 (M. 1808–1809) tarihinde Ferecik’e uğramış, halk Onun gibi güçlü birinin gelmesini fırsat bilerek Ali Mollanın kendilerine zulüm yaptığını eğer buna bir çözüm bulunmazsa evlerini terk edeceklerini Sirozi İsmail Beye ifade etmişlerdir. Bu ifade üzerine harekete geçen Sirozi İsmail Ali Mollayı yakalatmış ve başını kestirerek İstanbul’a göndermiştir. Kesilen başı halka ibret amacıyla Bab-ı Hümâyûn Pişgâhında ve Galata’da sergilenmiştir.

Sirozi İsmail Beyin Ali Mollayı İstanbul’dan dönüşü esnasında ortadan kaldırması olayın gerçekleştiği tarihi tespitte önemli bir noktadır. Sirozi İsmail Bey’in 1223 yılının Evasıt-ı Şabanın’da ( 30 Eylül- 10 Ekim 1808) İstanbul’da Sened-i İttifak’a imza koyan isimler arasında yer aldığını bilmekteyiz304. Ali Mollanın öldürülüşü hakkındaki belgede Sirozi İsmail Bey’in Ali Mollayı H. 1223/ M. 1808–1809 İstanbul’dan dönüşü esnasında öldürdüğü belirtilmektedir305. Bu da Sirozi İsmail Bey’in Ali Mollayı 1808 yılının Ekim ayı içinde ortadan kaldığını açıkça ortaya koymaktadır. Dağlı İsyanlarının bu önemli şahsiyetinin sonu uzun yıllar mücadele ettiği Tokatçıklı Süleyman Ağa gibi olmuş ve her ikisi de devlet tarafından ortadan kaldırılmışlardır.

SONUÇ: Osmanlı Devleti 17. yüzyılla birlikte ekonomik, siyasi ve idari alanda önemli bir dönüşüm süreci yaşamaya başlamıştır. Avrupa’da ekonomik ve teknik alanda meydana gelen değişimler bu sürecin nedenleri olarak göze çarpmaktadır. Osmanlı Devleti bu değişimlerin etkisi ile klasik yapısının önemli özelliklerinden olan merkeziyetçi niteliğini kaybetmeye başlamış ve ülkenin farklı bölgelerinde merkezi idareye meydan okuyan güçler ortaya çıkmıştır. 18. yüzyıldan 19. yüzyılın başlarına kadar uzanan dönemde bu güçler ülkenin kaderinde etkili olmuşlardır. Adem-i merkezileşme olarak tasvir edilen bu dönemin etkili olduğu bölgelerden birisi de Rumeli Bölgesidir. Toplumsal değişime paralel olarak bu bölgede çok sayıda güçlü yerel unsur etkinlik kazanmıştır. Bunlardan Pazvandoğlu Osman, Tirsinikli oğlu İsmail Ağa ve Alemdar Mustafa Paşa ilk anda akla gelen kişilerdir. Bu isimlerin dışında bunlarla aynı dönemde etkili olan kişiler arasında Gümülcine Voyvodası Tokatçıklı Süleyman Ağa ve Ferecikli Ali Molla’yı sayabiliriz. Her iki isim diğerlerine nazaran daha az tanınmakla birlikte Dağlı İsyanları olarak bilinen ve Kırcaali merkez olmak üzere imparatorluğun Rumeli Eyaletini etkileyen eşkıyalık olaylarının gelişiminde büyük rol oynamışlardır. Tokatçıklı Süleyman Ağa ve Ferecikli Ali Molla ilk defa eşkıya olarak kayıtlara geçmişlerdir. Eşkiyalık dönemlerinde bölgenin önde gelen isimlerine bağlı olarak bulunmuşlardır. Tokatçıklı Süleyman Ağa, Gümülcine Ayanı Mestana, Ali Molla da Ferecik Ayanı iken Edirne Bostancı başısı olan Ahmet Haseki’ye bağlı olarak faaliyet göstermişlerdir.

eskiya-ayan

Etiketler:

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz